SEÇENEKSİZLİĞİN SEÇİMİ. Ferhan Ercan

SEÇENEKSİZLİĞİN SEÇİMİ. Ferhan Ercan

Sorunlar çözülürken izlenecek yol ve yöntem, en uygun araçlar kullanılmak koşuluyla kayıpları asgariye indirerek zaman ve maliyetten kazandırır. Bunun için öncelikle sorunun sağlıklı olarak algılanması gerekir ki; en uygun araçlar kullanılabilsin.

Çözüme ilişkin olarak birden fazla seçenek olabilir. Bu gibi durumlarda tercih, özgür iradi konumu vurgular. 7 Haziran seçimi için tercihte bulunabileceğimiz seçenekler yok. Bu süreçteki tek seçenek akılcı oy kullanmaktır.

Oy kullanmanın bir oyalamaca olduğu bilinir. Özellikle burjuvazi oy kullanmayı, koşullarını belirlediği bir oyun olarak uygular. Bu demokratik olmayan ve gerçek anlamda tasarlanmış oyunun sonucunda yönetme meşruiyetine kavuştuğunu kitlelere kabul ettirir.

Genel olarak doğrudan yönetime genel yönetimlerde rastlanmaz. Yarı doğrudan yönetimler temsil yoluyla sağlanır. Temsilde adına yetki kullanılır. Aklı başında olan hiçbir birey, doğrudan yaşantısını etkileyecek kararların “adına” alınmasını isteyemez! AKP’ye oy verenler; “benim adıma ııı. Köprüyü, ııı. Hava alanını, Kanal İstanbul’u yap” dememiştir. Enerji politikaları kapsamında HES’leri ve nükleer santralleri yap dememiştir. Bunları demediği, yaşanmakta olan hukuk mücadeleleri ile kanıtlanmıştır. Yapılan saray çok büyük harcamalar gerektirmiştir. Üstelik yasanın yasaklamasına karşın yapılmıştır.

Üstte sayılan üç uçuk projenin toplam maliyeti 165 milyar dolardır. Bu projeler sadece bizi değil, çocuklarımızı ve torunlarımızı da borçlandıran projelerdir. Ayrıca bu projeler getirim aktarımını amaçlayan ve yandaş kayıran projelerdir. Oysa yatırımlar toplumsal ihtiyaçları karşılamayı amaçlayan projeler olmalıdır.

Şimdi tekrar sorunumuza dönersek; yakıcı bir sorundan kurtulmak için en uygun araç kullanılmalıdır. İktidar yasa tanımaz bir tutum içindedir. Yargı kararları uygulanmamaktadır. İçişleri Bakanı meclis kürsüsünden anayasayı tanımadığını ilan etmiştir. Bu açmaz karşısında olabilirlikler setinde bir yasal, bir de yasal olmayan seçenek var. Birincisi demokratik olma olasılığı çok zayıf bir seçim var. İkincisi de demokratik olmayan ve istenmeyen; başarıya ulaşmadıkça suç olarak görülen darbe var.

Bu koşullarda darbe söz konusu olmadığına göre elimizde kısa vadede kullanabileceğimiz tek araç seçimdir. Seçimde bizimde dahil olacağımız cephede yerimizi almalıyız. Bugüne dek yapılan seçimlerde ağırlıklı olarak sol seçmenin sandığa gitmediği görülmüştür. Sandığa gitmeyenlerle birlikte iptal oyları  toplamı büyük rakamlara ulaşmaktadır. Örneğin; 2002 yılında bu rakam 9 milyon iken AKP 10 milyon oy ile(%34,4) kazanmıştır(!) 2007 Seçimlerinde seçmen sayısı 42.571.284’tür. Bu seçimde AKP 16 milyon oy almıştır. İptal oyları ile birlikte sandığa gitmeyenlerin toplamı 8 milyondur. 2011 seçimlerinde bu rakam 10 milyondur.

2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde seçmen sayısı 55.692.841’dir. Kullanılan oy 41.283.627’dir. Geçerli oy 40.283.627’dir. Bu seçimde 15 milyona yakın oy kullanılmamış ve 1 milyona yakın iptal oyu var. Genel seçmen toplamında 100 seçmenden sadece 32’sinin oyunu alan kazanmıştır. Seçim sonucu çoğunluğu oluşturan %68’in isteğinin gerçekleşmediğini göstermektedir.

Bu koşullarda sorunu çözme maliyeti ile sandığa gidilmemesi halinde ödenecek maliyet arasında uçurumlar olacaktır. Yani, bilinir bir hastalık algılandığında tedavi olanağı yüksek ve maliyeti de düşüktür. Gerektiğinde gerektiği gibi müdahale edilmemesi halinde maliyetin beklenmedik biçimde yükselmesi kaçınılmazdır. Dahası hastayı kaybetme olasılığı da mevcuttur.

İçinde bulunduğumuz koşullarda sorun seçime endekslenmiş durumda. Seçim toplumun geleceğini belirleyecek yaşamsal bir sorun olarak karşımızda. Seçimi AKP tasarladığı gibi sonuçlandırır ise(HDD’nin barajı aşması veya baraj altında kalması hallerinde); AKP’nin istediği rakamlara ulaşması halinde, çoğunluğun geleceğine veda etmesi olasılığı göz ardı edilmemelidir.

Çözüme devrimci yaklaşım, maliyeti asgariye indirmeyi gerektirir. Bu sorumluluk bilinciyle de ilintilidir. İstenir bir çözümden söz etmek mümkün değildir ama, soluk alınacak bir sürece de ihtiyaç var!