“Syriza direniyor. .. şimdi dayanışma zamanıdır.” – Korkut Boratav

“Syriza direniyor. .. şimdi dayanışma zamanıdır.”

Korkut Boratav

20 Şubat 2015     /  sendika.org

Resim, internetten ulaştı: Boş bir sokak; galiba bir otobüs durağına İngilizce, orta boy bir pankart asılmış. Şunlar yazılı:

boratav

Yunanistan 2014

 1.000.000 insan işsiz kaldı.

 İşyerlerinin %38’i kapandı. Maaşlar %38 düştü. Emekli aylıkları %45 düştü. Milli gelir %25 düştü. Hane gelirleri %30 düştü.

 Çocuk ölümleri %42,8 arttı. İşsizlik %190,5 arttı. Depresyon oranı &272,7 arttı. Kamu borcu %35,5 arttı.

İnşaat %54,3 düştü. Yoksulluk oranı %98,2 arttı.

HER GÜN 2 İNSAN İNTİHAR EDİYOR.

Fotoğrafın nerede çekildiği belli değil. İngiltere mimarisini hatırlatıyor. Pankartı hazırlayanlar da belirsiz.

Önemli olan, Yunanistan dışında birileri Yunan halkıyla dayanışma içinde olduğunu  gösteriyor ve bunu Troyka’nın yol açtığı toplumsal-ekonomik yıkıntı bilgilerini aktararak yapıyor.

Pankartı bana ve başkalarına iletenler de dayanışma çağrılarına katkı yapmış oluyor.

***

Tanımadığım bir sosyal bilimcinin (Fransa’dan Cedric Durand’ın) başlattığı bir imza kampanyası, 2 Şubat’ta bana da ulaştı. Troyka’yı oluşturan üç kuruma bir şeyler hatırlatılıyor; bir çağrı yapılıyordu. Kırparak aktarıyorum:

Yunan halkının kararına saygı gösterin. Yeni hükümetin yeni bir yol seçmesine iyi niyetle yardımcı olun.  Zira önceki politikalar iflas etmiştir; canlanma, finansal istikrar, istihdam, yabancı yatırım getirmemiştir. Yunan toplumunu, kurumlarını  yıkıma uğratmış; zayıflatmıştır. Yeni hükümetin seçilmesini sağlayan bu gerçekleri sizler de kabul edin. (…)

Yunanistan’ın gereksinimleri bellidir: İnsancıl önlemler, asgari ücretlerin yükseltilmesi, yeni yatırımlarla artan istihdam, eğitim, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, KDV’ye dayanmayan, güçlü, artan-oranlı bir servet  ve gelir vergisine geçiş, yolsuzluğun kökünün kazınması. (…)

Bu önlemleri uygulayabilmesi için kamu maliyesinin nefes alabilmesi,  Avrupa Merkez Bankası’nın da finansal desteği gerekmektedir. Bu desteği veriniz. Yunanistan’ın borçları zaten ödenemeyecektir; kırpılması gerekecektir. Yunanistan’ın alacaklıları olarak bu fırsatı kullanınız ve kendi halklarınıza bu gerçekleri açıkça anlatınız.

Aradan iki hafta geçti. Yunan yetkililer bu çağrıda savunulan taleplerin bir bölümünden vazgeçtiler; ama alacaklılar (Troyka) geri çekilmedi. Görüşmeler tıkanmaya doğru gidiyor.

***

Bir başka dayanışma çağrısı (hayret!) Almanya sendikacılarından geliyor:

 Yunanistan’a finansal yardım için öngörülen koşullar, reform değildir. Yunanistan’a akan milyarlarca avro, esas olarak finans sektörüne istikrar sağlamak için kullanılmıştır. Devlet harcamalarında insafsız kesintilerin sonucu ise Avrupa’da hiç görülmemiş toplumsal ve insanî bir bunalımdır. Uygulanan, yeniden inşa değil, bir yıkım ve kısıntı politikasıdır. AB’nin ekonomik, sosyal politikalarının gözden geçirilmesi, demokratik ve sosyal bir Avrupa’nın kurulması için bir fırsat doğmuştur; kullanılmalıdır. 

Almanya’daki dokuz sendikanın yedisinin başkanı  imzalamış. Yunanistan’a açılan kredilere “yardım” diyorlar; ama hoş görelim; bu kadarı bile (sendikacı da olsalar) Almanlardan beklenmezdi.

***

Alacaklılar cephesinde mevzi tutup Yunanistan’la savaşanların bir bölümü Avrupa’nın sosyal demokrat, sosyalist parti mensupları. Bu partiler, Almanya’da koalisyon ortağı; Fransa’da iktidardadır. İtalya’da ise, şanlı komünist hareketinin gayri meşru veledi olan Demokrat Parti (DP) hükümeti var. Bu siyasetçiler arada bir Syriza Maliye Bakanı Varoufakis’in gönlünü alıyor; sonra hızla Almanya’nın (Merkel’in, Schauble’nin) dümen suyuna giriyorlar.

Solda yer almayan bir canipten, İtalya’nın Beş Yıldız Hareketi’nin lideri Peppe Grillo’dan da farklı bir dayanışma çağrısı geliyor.  Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP’deki) siyasi gruplara hitap ediliyor:

 Bugün Yunanistan, yarın İtalya… Berlin’in, Draghi’nin ve AB’nin katı tavırlarına karşı Atina tek başına bırakılmamalı. [AP’deki] Syriza, Podemos, Beş Yıldız Hareketi olarak bir araya gelmeliyiz;  borcun yeniden yapılandırılması için bir Avrupa konferansı [davet etmeli; buna] Avrupa’nın Birleşik Sol/Nordik Yeşil Sol, Linke, UKIP, hatta Lega ve Ulusal Cephe  gruplarını da katmalıyız; Naziler, yani Altın Şafak  ve Jobbik [Macaristan] hariç herkesi  çağırmalıyız. Aşırı anti-faşistlerin şamatalarına kulak vermeyin. Borç sorunu her şeyin önüne geçmiştir. Daha sonra herkes kendi yoluna  gider. Yunanistan, İspanya, Portekiz, Fransa’nın ‘sosyalist’ parlamenterlerinin ve İtalyan DP’sinin  nasıl oy verecekleri de merak konusudur. Yunanistan’ı desteklemek üzere insanları sokaklara da çağırmalıyız.”

İtalya’da Syriza’ya destek mitingleri yapıldı; ama bu çağrının AP’ye taşınıp taşınmadığını bilmiyorum. Faşizmin ana vatanı olan İtalya’da, “ne solcuyuz, ne sağcı” sloganı altında yükselen bir siyasi harekete kuşkuyla yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Ancak, sorumluluğun, büyük ölçüde, kendi kendisini tasfiye eden İtalya sosyalizminde olduğunu da ekleyerek… Öte yandan, Britanya ve Fransa’nın aşırı sağ (UKIP ve Ulusal Cephe) partilerinin de katılacağı bir dayanışma cephesinin baştan sorunlu olduğu açıktır.

***

Elbette Avrupa siyasetinde Syriza’ya en heyecanlı destek  İspanya’dan, Podemos’tan geldi.  Podemos lideri Iglesias, Çipras gibi siyasete komünist hareketin içinde başlamıştır; ikisi de aynı dili konuşuyor.

Iglesias, 11 Şubat’ta Guardian’da yayımlanan bir yazısında Syriza’nın seçim zaferini kutluyor ve Avrupa sosyal demokrasisinin “sefaleti”ne, partileri sıralayarak dikkat çekiyor: “Yunan sosyalist hareketi Pasok’un hali… Artık tamamen Merkel’e teslim olmuş bulunan geçmişin şanlı SPD’si… Marine  Le Pen karşısında tarihsel bir yenilgiye  doğru seyreden, ideolojik hezimet içindeki  Fransız Sosyalist Partisi… Önümüzdeki seçimlerde Podemos’un kazanma olasılığına karşı sağa destek vermeyi yeğleyen İspanyol sosyalistleri… Kemer sıkma, sosyal demokrasinin tarihsel mekânını çökertmiştir. Yunan hükümetini desteklemek, bu partiler için bu durumu düzeltme fırsatıdır.”  

***

Avrupa’da Syriza ve Podemos’la yükselen sol dalga, 12 yıl önce Latin Amerika’da başlamıştı. O coğrafyanın devrimci ve sosyalist akımları, silahları bırakarak siyasete girdiler; yer yer iktidar partileri oldular. Enternasyonalist geleneği üstleniyorlar; bu konumlardan Syriza’ya , Podemos’a da destek veriyorlar.

Venezuela Başkanı Maduro Syriza iktidarını, “Avrupa halklarının onur ve bağımsızlık savaşında bir zafer” olarak kutladı ve Çipras’ı ülkesine davet eti. Ekvator ve Venezuela Dışişleri Bakanları da geçen hafta sonunda Atina’ya gelerek ikili anlaşmalar imzaladı.    Eski bir Tupamaros gerillası olan Uruguay  Cumhurbaşkanı Mujika ise, Avrupa’daki yeni solcu partilerin yükselmesini alkışlıyor; “sosyal demokratların teslimiyetine” dikkat çekiyor; Podemos ile yakın, organik  ilişkiler kurduklarını açıklıyor.

***

Yunan halkının AB emperyalizmine, sermayenin sınırsız tahakkümüne karşı başkaldırısını siyasete taşıma görevi Syriza’nın sırtına yıkıldı. Gündemi, iki hafta önce yazdım: Mücadele, müzakere, uzlaşma…

Galibiyet (şimdilik) ufukta görünmüyor; çünkü Syriza drahmi’ye dönüş seçeneğini peşinen dışladı. Yunan halkı ise, en azından şimdilik, yenilgi (teslimiyet) istemiyor.

Syriza direniyor. İlerici insanlar, hareketler için de şimdi dayanışma zamanıdır.