YÖNETENLER… Ferhan Ercan

YÖNETENLER… Ferhan Ercan

 

Siyasetten, insanca yaşama ilişkin  olan her şeyi talep etmek bir haktır. Çünkü her yaşam bir siyasetin dışa vurumudur.

Akıllı bir insan aynı veya benzer gerekçelerle birden fazla aldatılamaz. Aynı varsayım yoksulluk için farklı bir biçimde ifade edilebilir.Akıllı bir insan uzun süre yoksul kalmaz.Yoksullukla bilinç arasında olan ilişki, yönetenlerle yönetilenler arasında da var.Bilinç olgusu içinde bilgilenmenin önemli bir payı olduğu yadsınamaz.Bilgilenme hakkı kullanılırken bir engelle karşılaşılmamalıdır.Bilgiyi kullanma bilinci asgari bir altyapıyı gerekli kılar.Yani, özgür birey olmak gerekir.Özgür bireyin en belirgin özelliği tercih kullanabilmesidir.

Bireyin özgürce bilgiye ulaşması bir başka yönüyle şeffaflık, denetlenebilirlik ve demokratik katılımın da ifadesidir.Bu olgunun irdelenmesi bizi kamu yönetimi ile yerel yönetimlerin ilişkisini ve ağırlıklarını irdelemeğe götürür.Kamu yönetimi belirleyen konumunda ise, özgür bireylerin yaygınlığından söz etmek güçleşir.Çünkü merkezden yönetim, yerelin özerkliğine gölge düşürür.Bir başka  ifade ile,kamunun belirleyen olması,yerelin kendi kendini yönetmesi hakkının gaspı anlamına gelir.Kendi yönetiminde söz sahibi olmayanların özgürlüğünden söz etmek güçleşir.Aynı şekilde demokratik katılımcılıktan söz etmek de tutarlı olmaz.

Kamu yönetiminin omurgasını oluşturan valilik müessesi özü ve işleyişi bakımından ve yerel yönetimler üzerindeki tahakkümü nedeniyle, yasal olmasına karşın demokratik gözükmemektedir.Valilik atamalarında açık ve objektif kriterler yok.Örneğin; kaymakam olabilmenin koşulları var.Ama valilik için aynı koşullardan söz edemiyoruz.

Vali atamalarındaki örtük tercih, devletten yana olma varsayımına dayandırılmaktadır.Devletten yana olmak için de belirli özelliklerin gözetildiğinden söz edilebilir.Ancak, son belirlemede devletten yana olmak, o anda devleti yöneten her kim ise ondan yana olmak olarak somutlanabilir.Devlet adına yetki kullananlar devletin farklı görünümlerini sunar.Devlet kendi adına erk kullananlar setinden oluşur.Erk kullananlar yasal ve kurumsal yetkiler kullanırlar. Kurumsal yetkiyi kullanan başbakanda olabilir, bir dairenin amiri de olabilir.Taktir hakkının her koşulda objektif olduğundan söz edilemez, çünkü taktir özünde kişiseldir ve sübjektiftir.Bu tercih doğrudan demokrasi ile bağdaşmayacağı gibi, yarı  doğrudan  demokrasi ile de bağdaşmaz.Çünkü sonuçta yetki devrinin devri söz konusudur. Aynı zamanda bu tercih devleti ön planda tutan ve hatta kutsayan bir tercihtir. Devletin tercih edilmesi, onu oluşturan bireyleri pasif konuma iterek, onları araç düzeyine indirger.Aynı tercih yerel yönetimleri kamu yönetiminin vesayetine bırakır.Oysa devlet vatandaşlarının buyurganı değil, emir eri olmalıdır.Seçilmişler ve atanmışlar efendi değil, ücret karşılığında hizmet etmekle yükümlü olan hizmetkarlardır!

Eşitlerin bazıları üstün eşit olmamalıdır. Çünkü üstün eşitler her koşulda kendi çıkarlarını güvenceye alırlar. Kendi çıkarları ötekilerin çıkarlarıyla bire bir örtüşmez.

Aslında ne seçilmişlere, ne de  onların sadık atanmışlarına verilen görevler kendilerine rica ve minnetle verilen görevler değildir! Aksine seçilmek ve atanmak isteyenler bu doğrultuda olağanüstü çaba harcamaktadırlar.Kimi örneklerde bu çabalar gasplarla sonuçlanır.Sistem şekil yönünden kurallara uygun işler gözükür.Bu nedenle ömür boyu süren başkanlıklara tanık olmak yadırgatıcı olmamaktadır.

Gasp başladığı noktada durmaz.Varlığını sürdürmek için sürekli olarak alan kazanarak gücünü artırmaya çalışır.Her alan kazanımı ve güç artırımı başkalarının haklarının gasp edilmesiyle sonuçlanır.

Bireyin kendi adına bile sorumsuz davranma hakkı yoktur.Bireye hak olarak tanınmayan şey,seçilmiş ve atanmışlara hiç tanınmaz.Çünkü davranışlarından dolayı sorumluluğu sadece kişisel değil,aynı zamanda toplumsaldır. “Ben yaptım”, “ben verdim”, “ben böyle istiyorum” davranışları ne yasal, ne de demokratik olamaz! Yönetenler, yönetilenlerden daha çok yasa ve kurallara uymak zorundadırlar.Devleti oluşturan tüm organlar yargı denetimine tabi olmalıdır.Ama, yargıda mutlaka bağımsız olmalıdır!..

 

Kentin doğası, kent varlıkları içinde yer alır. Kent varlıkları kentlilere aittir. Onların irade ve istemleri dışındaki tasarruflara konu olamaz!

Aydın’a sahip çıkmak, Aydınlıların önde gelen görevlerindendir. Büyük şehir olan Denizli’de özel idareye ait olan mallar yerel yönetime bırakılırken; Aydın’da İçişleri Bakanlığına bırakılması bir “siyasi linçtir”. Aydın halkı ve onun aktif bir parçası olan Didim halkı kent varlıklarına sahip çıkacaktır!