TANIM ve KAVRAMLAR. Ferhan Ercan

TANIM ve KAVRAMLAR. Ferhan Ercan

Yaşadığımız günlerde, ana dilde yabancı dille konuşarak anlaşamaz lığımızı sürdürmekteyiz. Özellikle ayan-beyan yaşananların üstünü örtmek için tanım ve kavramlar bilerek ve istenerek karıştırılmaktadır. Bu girişimlerden en çok yarı cahiller zarar görmektedir. Çünkü dille aldatılmada aldatma eyleminin failleri aldatılanlardır. Tıpkı yoksulluğun güvencesi olan yoksullar gibi!

Gelişmekte olan olayları daha iyi kavramak için tanım ve kavramları yeniden gözden geçirmekte yarar var:

TANIM: Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif.

Tanım bilimselliğin ön basamağıdır. Bilim gelişimin ve olumlu değişimlerin taşıyanıdır. Tasarlanmış çarpıtmalar basamakların yukarıya doğru değil, yerin dibine doğru gidişini işaret eder.

KAVRAM: Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, kavram, kavrayış.                                                                                                                                                                  fel. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, kavram, mefhum, kavrayış.

TANIMAK: Bir kimse veya şeyle ilgili, doğru ve tam bilgisi bulunmak.

Tanımak, objenin tüm niteliklerini en iyi şekilde algılayabilmek ve süreç içindeki olası yönelimlerini en az hata payı ile tahmin edebilmektir. Tanımaktaki geçmiş algısı değişimi dikkate almadığı için sorunludur. “Ben onu çocukluğundan tanırım” tümcesi en dayanaksız tümcelerden biridir.

RÜŞVET: Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar.

Bir işin yasa dışı olarak daha kolay ve çabuk yapılması için o işte görevli kişiye sağlanan aynî veya parasal çıkar.

 

Rüşvet yoluyla sağlanan maddi güç topluma “yol, su, elektrik” olarak dönmüyor. Soygun, baskı, şiddet ve aşağılama olarak dönüyor. Üstünlük ve erişilmezlik olarak dönüyor! Yani, “Atı alan Üsküdar’ı” geçiyor. Dünün hırsızları bugünün efendileri olduğu sürece de bu değişmeyecek!

 

YOLSUZLUK: Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma.

 

Yolsuzluğu sadece devlet kasasındaki varlıkların(paranın) alınması olarak tanımlamak, kısır ve arızalı bir bakıştır. Öyle olduğunu varsaysak bile, bu kez de devlete ait varlıkların tanımlanması gerekir. Milli irade kapsamında görülen yetki devride kullanılış biçimiyle irdelenmelidir. Sandıkta verilen yetki, adına her şey yapabilme yetkisi değildir. Aksine plan ve programlarla belirlenmişler dışında yapılacaklar için görüşlere başvurma yetkisidir. Seçilmişlerin, onları seçenlerin hizmetinde olup olmadıklarını test etmenin en etkin yoludur. Çünkü yetki almak bildiğini okumak demek değildir!

 

ARSIZLIK: Arsız olanın durumu veya arsıza yakışacak davranış, yılışıklık, sırnaşıklık.

 

Genellikle arsızların en belirgin davranışları duymazdan gelmek ve konu ile ilgili yalan söylemek ve yalanını her fırsatta tekrarlamaktır.

 

YÜZSÜZLÜK: Yüzsüz olma durumu, yüzsüzce davranış.

 

Bir anonim söylem var; “Yüzüne tükürüldüğünde, ‘ne güzel yağmur yağıyor’ der”

 

HIRSIZLIK: Çalma, arakçılık.

Başkasının taşınabilir mallarını, onun isteği ve onaşımı olmaksızın kendi çıkarı ve yararı için alma.

 

Yaşadığımız kaosu aynı söz ve söylemden aynı şeyleri anladığımız zaman ortadan kalkar. Bir dörtlükle yazımızı noktalayalım:

 

En kirli işlerin kotarıldığı puslu günlerdeyiz.

Dumanlı havanın yırtıcı, kibirli kurtlar var!

Bedbin, hoyrat, saldırgan bir o kadarda aptal…

Ama gerçeğinde ortaya çıkmak gibi bir huyu var.