SAĞLIK SKANDALI. Cengiz KOÇ

SAĞLIK SKANDALI. Cengiz KOÇ

Sağlık sisteminin ne hale getirildiğine tanık olduk. Doğuda bir köyde yaşayan yaşlı kadın (78 yaş) rahatsızlanıp yakın bir il merkezinde Devlet hastahanesine kaldırılır.Yapılan muayene ve tetkikler sonucu safra kesesindeki taşın kanala düştüğü,alınmadığı zaman karaciğeri etkileyip kötü sonuçlara yol açacağı teşhisi ve tanısı konur. Kızı İstanbul a götürüp orada tedavi etmeyi yanı başında ilgileneceği,daha iyi hizmet vereceği düşüncesiyle İstanbul’da bir devlet hastahanesinde yeni tanı ve tedavi işlemleri başlatır. Doktorlar aynı rapor doğrultusunda ameliyat kararı alırlar.Yaşlı kadın olmak istemez. Doktorların ısrarlı anlatımları,taş alınmazsa kötü sonuçlar ortaya çıkacağını anlatarak hasta yakınlarını ikna etmeyi başarırlar. Araya her şeyin bir risk-ide vardır söylemini sıkıştırıvermeleri hasta yakınlarını tedirgin eder. Ameliyat günü için randevu alınır. Ameliyat günü gelmiş yakınlarıyla ameliyat hane önünde sırasının gelmesini bekler,yüzünde hüzün yakınlarını görememe endişesi sürenin uzun olduğu hissi uyandırır.sırası gelmiş hasta içeri alınır hazırlanıp kapılar kapatılır. Bir saat sonra ameliyathane kapısı açılınca içeride olanların suratlarındaki ifade,tavırları hasta yakınlarını tedirgin ve korkuyla feryat etmeye çoktan başlatmıştır.içeriye apar topar girmeleri hastanın nabzına bakmaları, hastanın hareket etmesi hasta yakınlarının yüreklerine bir nebzede olsa ferahlatmasına yol açar. Yaşlı kadın yatacağı bölüme taşınır. O sıra ameliyathane sonrası  çıkan raporda hasta yakınları okuma fırsatı bulur. Birtakım tıbbi terimler sonrası, ameliyat sırasında iç kanama oluştuğu,kanamanın durdurulduktan sonra,kanala girildiği, yapılan üfleme sonucu taş ve çamura rastlanılmadığı yazılıdır. Oysa ameliyat taş var tanısıyla yapılmıştı. Yatılan koğuşa gelindiğinde,raporun içeriği bölümdeki uzman doktorlara sorulur,onlar raporu ellerinden alırlar. Oysa rapor diğer hastaların başucunda dır. Ameliyat eden doktora sorulması gerektiği anlatılır. Hasta yakınları ameliyat eden doktoru bulup ona sorarlar. Doktor “bize taş var diye gönderildi taş yokmuş” cevabı verir.”damar dar olduğundan yırtıldığını kanamanın ondan dolayı oluştuğunu” anlatır. Yaşlı kadın gün boyu siyah peltemsi kusmaya başlar.içeride iç kanamanın devam ettiği, hastanın kötüleşmesine yol açar. Geceleyin acilen ameliyathaneye kaldırılır. Kanama durdurulur.Kadıncağız ölmekten son anda kurtulur. Kan, serum ilaç  takviyeleriyle altı gün hastahane odasında yakınlarıyla birlikte yaşam savaşı veren kadıncağız taburcu edilir. Yakınları ısrarla raporunu isteyip alır. Doktora olmayan taş için ameliyat edildiği ifade edilmesine rağmen doktor orada bir kistin olduğu biyopsi yoluyla kanser olup olmadığı araştırılması anlatılır.  Kontrol günü verilir, kontrol günü tanı koyan doktora siz hastamızı taş var diye ameliyat etme kararı verdiniz hastamız ölüyordu diye sorulur. Doktor hemen hatırlar o sizin hastanız mıydı haberimiz var.hepimiz ayaktaydık.Tüm hastahane yaptığı hatanın farkındaymış meğer.” Hastamızdaki taş kanama sonucu düşmüş olabilir” şeklinde alaycı cevap vermesi hasta yakınlarını çileden çıkarır. Yaşlı kadın üç ay sağlık sisteminin ne hale getirildiğinin faturasını hayatı pahasıyla çekmektedir. Devlet hastanelerinde nitelikli doktorların kalmadığı,sağlığın ticarileştiği para kazanma uğruna insanların ameliyat edildiği (yanlış) paragöz doktorların insan yaşamını tehlikeye attıklarını görüyoruz. AKP iktidarının övündüğü sağlık sisteminin ne hallere getirildiği somut yaşanan olaylar gün yüzüne çıkarıyor. Peki hasta yaşamını kaybetseydi bunun sorumlusu kimler olacaktı. Para uğruna hastaların hayatını hiçe sayanlar vicdanen rahat olacaklar mıydı. Bu sağlık sisteminde insanlar yaşadıkları olaylardan sonra hekimlere kuşkuyla bakmak zorunda kalıyor.                                                      Bu ortamın sağlayıcısı AKP iktidarıdır.