KENT YÖNETİMİ Mİ, RANT YÖNETİMİ Mİ? Ferhan Ercan

KENT YÖNETİMİ Mİ, RANT YÖNETİMİ Mİ?

Kent yönetimi ile rant yönetiminin iç içe geçtiğini görmek oldukça üzücü

Kentlerin rantlarla yönetilmesi basit, fakat çok kaba bir çıkar yansımalarını sunuyor.

Kent yönetimini rantiyelerle birlikte yönetenler ilişkisine indirgemek, katılımcı demokrasinin katledilişinin kanıtıdır. Özellikle yüklenici ile yönetenler uzlaşması çözüm değil; tüm kentlilerin hakkı olan varlıkların yağmalanmasıdır. YAĞMA her koşulda ardında yıkıntılar bırakır. Ama her yağma yağmacıların gücünü artırır. Bu gücün, varlık koruma önlemleri kitlelere yöneltilen örtük şiddet unsurlarını üreterek onları teslim almaya çalışır! Teslim alamadıklarını da çamur atarak devre dışı bırakmaya çalışır. Çünkü bunun için yeterli güce erişmiştir(!)

Zorunlu göçler her geçen gün kentlerin önemini artırmaktadır. Çünkü kentler üretimin ve dağıtımın merkezi olmaktadır. Bu aynı zamanda kentlerde sorun yığışmasının olduğunu da işaret eder. Bu sorunların çözülmesi, demokrasinin olmazsa olmazı olan yönetime katılımın önemini de artırır. Yönetime fiilen ve denetim yoluyla katılır. Denetimin olmadığı yerde demokraside olmaz!

Büyük kentlerde (anakent) kurumsal organizasyonlar yandaşların yönetimine bırakılır. Konut yapımı bunların önde gelenidir. Çünkü düşüntülü hareketlerle değerler tırmandırılır. Üstelik bu oluşumun arkasında yasal güvenceler ve kolaylaştırıcı kurumlar olunca, kartopunun çığa dönüşmesi kaçınılmazdır. Oysa işin başlangıcı ve mantığı olumlu bir gelişme gibi gözükmektedir. “Doğruyu yanlış insana söyletirseniz, bundan sadece doğru zarar görür!” Bu nedenle sadece aracın iyi olması yetmiyor, aracı kullananın da iyi niyetli olması gerekir. Cehenneme giden yolun iyi niyetle döşenmiş olması, cehennem vurgusunun inançsal terör etkisini ortadan kaldırmaz. Demokratik bir yapıda kamu yararı belirleyici olmalıdır.

Küçük kentlerde de getirim, rantiyeler ve bizim oğlanlar arasında paylaşılır. Bizim oğlanların sayısı artınca ki; bu kaçınılmazdır, işin ehli olan uzmanları bulmak güçleşir. Bu nedenle küçük kentlerde yağma işbirliği hoyrat olduğu kadar da dışlayıcıdır! Ekonominin temel kurallarından olan, “kötü para iyi parayı kovar(!)” kuralı işler.

Kentimiz ile ilgili istek ve beklentileri sıralayalım. Belki başkan adayları görerek programlarına alırlar:

1-Entegre spor tesislerinin yapılması ve aynı zamanda getirim lobisinin yağmalamak için fırsat kolladığı alanları kentliler yararına değerlendirmek.

 

2-Deniz kıyısındaki Vakfa ait yerin kentliler lehine değerlendirilmesi.

 

3-Güneş enerjisinden yararlanmak ve yaygınlaştırmak.

 

4-Sahilde yürüyüş ve bisiklet yolunun yapılması.

 

5-Halk Ekmek Fabrikasının kurulması.

 

6-Su fiyatlarının uygun bir düzeye çekilmesi.

 

7-Kent ulaşımının yeniden düzenlenmesi ve yaz nüfusunun dikkate alınması.

8-Su sorunu dikkate alınarak havuzlu projeler gözden geçirilerek gerekli önlemlerin alınması.

Bu kapsamda deniz suyu ile sorunun çözülmesi.

 

9-Kentin ihtiyacına cevap verecek bir kültür sitesinin yapılması.

 

10-Kentimizin kent görünümüne kavuşabilmesi için kent merkezindeki ekilen tarlalar acil olarak kente uygun biçimde değerlendirilmeli. Tarla sahipleri çözüme yanaşmaz ise; bu alanlar derhal kamulaştırılarak kent yararına değerlendirilmelidir.

 

Bu listeyi daha da uzatmak mümkün ama şimdilik bu kadar kopya vermiş olalım.